Tarihçe

Enbeler Köyü'nün Yazılı Tarihi
Enbeler ve çevresinde, insanoğlunun varlığı tarih öncesi devirlere dayanmaktadır. Buralarda yapılan kazılar ve derin sürümler, eski tarihlerdeki insan hayatına dair kanıtlar ortaya koymuştur. "Günyaka ve Akçalar" ekinliği tarlalarında eskiye ait kilden yapılma kapkacak (çanak-çömlek, sahan) bulunmuştur. "Militsa" ekinliğinde yapılan derin sürümlerde de yontulmuş taşlar, buranın bir yerleşim yeri olduğunu ispat etmektedir. Halk arasında bunlara Cineviz diye söylenen, eski Roma devrine ait olduğu öne sürülmektedir. Militza "Romalılar zamanında buralarda yaşayafn padişahların hanımlarının adı" (1987 Sofya Üniversitesinden Türkolog Profesör Emil Boyev'in Köydeşimiz Fehmi Nasuf'a soru-cevabıdır) Köyün batısında bulunan "Yurtluk" tarlalarında, yer yer kül rengindeki topraklar, buranın eskiden yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Yapılan sürümlerde çanak çömlek ve kiremit parçalarına rastlamak mümkündür. Güneydeki "Dikenlik Ovası"nda mezar taşları bulunmaktadır. Rivayete göre burada "Arabacılar köyü" diye bir köy bulunmaktaymış. Bu bulgu ve rivayetlerden de anlaşılacağı üzere Enbeler (Enbiyalar) köyü eski zamanlara ait yerleşim yerleri olduğu görülmektedir...

Çeşitli tarihler, Anadolu'dan gelen Türklerin Balkanlara yerleşmesi, Osmanlıların Balkanların fethiyle gerçekleştiğini kanıtlamaktadır. Bulgaristan'ın Osmanlı himayetine girmesi Murat Hüdavendiger (1360-1389) zamanında başlamış ve Yıldırım Beyazid (1389-1402) döneminde tamamlanmıştır.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Tahrir Defteri sayfa 521'de " Karye-i Köse Musa, Enbiyalar dahi derler" Bu belgeye göre Enbiyalar Köyü 1530 yılında, başta Köse Musa olan bir topluluk tarafından kurulduğu ortaya çıkmaktadır.

Osmanlı evrakları hicri 981, Miladi 1573-74 senelerinde yapılan Şumnu kazasında "Celepkeşanların" sayımını içeren listede, köyümüzün adı Enbiyalar olarak geçmektedir. Enbiyalar'da Celepkeşan olarak: 1-Hasan CEfer 20 koyun, 2-Hamza Hoca 25 koyun, 3- Süleyman Ahmet Dede 30 koyun. Koyun, keçi bakan veya ticaretini yapan kişilere "Celepkeşan" denilir. Bu listede 20 veya daha fazla koyun bakanların-satanların isimleri yer almaktadır. Aynı listede Aydoğdu, Kovancılar, Akçalar köylerinin yanı sıra daha birçok köyün de isimi geçmektedir...

Bölgemizin Tarihi :
 
     Bulgaristan topraklarının en eski yerleşimcileri "Traklar"dır. M.Ö I.yy. Daha sonra II. ve III. yy.larda "Romalılar" ve VII. yy. hem güney ve hem de kuzey olmak üzere "Slavlardır".660 yılında ilk defa Ata Bulgarlar Bizans'ın izni ile uyruk olarak Kuzey Dobruca'ya yerleşiyorlar. 681 yılında Asparuh Bulgar devletini kuruyor ve Bizans bunu devlet olarak tanıyor. Bu arada başka bir Türk topluluğu Kuber Han yönetiminde Makedonya'da Manastır ve Selanik yörelerine yerleşiyor. 865 yılında Boris Hırıstiyanlığı devlet dini olarak benimsiyor, tahtından feragat eden Boris'in yerine oğlu Vladimir geçiyor ve eski şaman inancındakilere serbestlik tanınıyor. 1018 yılında Bulgaristan Bizans egemenliğine giriyor. Bu dönemde Bulgaristan'da yeni iki Türk kavmi görülüyor, Peçenekler ve Kumanlar(1025).Büyük kümeler halinde gelen Kumanlarla (Kıpçaklar) beraber Gagavuzlar da gelip Bulgaristan'a yerleşiyorlar.1241 yılına kadar devam ediyor ve Bulgarları Bizan boyunduruğundan kurtarıyor. 1055-1064 yılları arasında Peçenekler 100.000 kişilik ordu ile Tuna'yı geçerek Silistre yöresindeki Deliorman'a yerleşmişlerdir. Peçenekler önce Bulgarlarla daha sonra Bizanslılarla çarpışıp Deliorman'a yerleşmişlerdir. Bazı kaynaklara göre 13.yy da (1280) Selçuklular'la beraber 12.000 Türk Dobruca'ya yerleşmiştir. Çek tarihçisi K.İrçek Deliorman adının Kuman Türklerinden kaldığı anlaşılan TELEORMAN adından geldiğini, her ikisinin de Türkçe olarak TELİORMAN anlamına geldiğini kaydeder. Osmanlı Devleti buralara gelmeden önce de Bizans kayıtlarında da 12. asırda Deliorman denildiği yazıyor. Kısaca Şumnu, Silistre, Razgrad ve Tolbuhin arasındaki alan Deliorman denilir. Enbiyalar köyünün kuruluşu, eski bir Ceneviz yerleşim yerinin yakınına ve eski bir yolun üzerine kurulan küçük yerleşim yeri. Hem yolculara yiyecek ve yatacak yer temin etmek hem de emniyetini sağlayarak Türklerin buralara yayılmasını sağlamıştır. Bu eski ve önemli yoldan 1837 yılında Sultan II. Mahmut geçmiştir. Dikili taşların o zamanın dikildiği kuvvetle muhtemeldir. 16. yy. Osmanlı Balkanlarda ele geçirdiği bölgelerde Anadolu halkından bir bölümünü kademeli olarak yerleştirmeye başlamıştır.

1- Konyarların, Türkmenlerin, Törüklerin ve Tatatrların yerleştirilmesi, bunlara göçebe olan topraklardır ve Trakya'ya, Sereze, Filibeye yerleşmişlerdir.

2- Anadoludan gelen ve göçebe olmayan halkları yerleştirilmesi.

1543 yılında toplam 326 ocak, 1585 yılında 424 ocak göçmen olarak Deliormana yerleştirilmiştir. Tanrıdağı Yörükleri bölgeye gelen ilk yörüklerdendir ve bu tarihte 1453 tür. Köse Musa köyünün adını değiştiren Enbiyalar cemaati büyük bir ihtimalle Tanrıdağı Yörüklerinden olacaktır, fakat bu güne kadar bunu kesin olarak ispat edecek belge ve bilgiye ulaşılamamıştır.

Enbiyalar Köyü ile ilgili yapılan arşiv araştırmalara ulaşılabilinen en son tarih 1530 dur. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan bir sayım ve yazıma göre köyün adı Köse Musa olarak geçiyor. Başbakanlık Osmanlı arşivinde bulunan 370 numaralı hicri 937 miladi 1530 yılında yapılan sayım defterinin dip notunda şöyle bir ibare bulunmaktadır. "Köse Musa köyüne Enbiyalar dahi derler." Bu belgeler Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan 382 numaralı Tahrir defterinin 521 sayfasında bulunmaktadır.

Dikili Taşlar :

Enbeler'in kuzey-doğu istikametinde Kocaekinlik'te dikili taşlar bulunmaktadır. Benzeri taşlar Çufalar ve Nasufçular köylerinin kenarında da bulunmaktadır. Birbirinden 8-10 metre uzaklıkta bulunan bu iki taş 280 cm yüksekliğinde, 75-80 cm kalınlığında ve 55-60 cm genişliğinde olup uzaktan dikkati çekmektedir. Osmanlı zamanından kalma bu taşlar ile ilgili çeşitli rivayetler söylenmektedir. Bir rivayete göre, Silistre sancağında halk eşkiya baskınından usanmış, baskınlar padişaja şikayet edilmiş. Padişah "Beni o memlekete çıkmaya mecbur etmeyin, eğer çıkarsam taşlar dikerim" demiş. Balkanlar'a sefere çıkan tek padişah Sultan Mahmut olmuştur. Dolayısıyla bu taşların Sultan Mahmut zamanında dikildiği rivayet edilmiştir.

Demir Baba İzleri:

Kocakayrak denince, taşlığın yola yakın bölümündeki izler akla gelir. Hala hiçbir özelliğini kaybetmeyen bu izler Demir Baba'ya ait olduğu söyleniyor. Bir insanın sağ ayağına aiy olan bir izdir. Rivayete göre diğer izler de eşeğinin, köpeğinin ve bastonunun izleriymiş. Efsaneye göre, Mumcular tekkesini kuran Demir Baba buraya tekke kuracakmış. Akarsular olmadığından burasını uygun görmemiş.

Göllerimiz : Armutlu Göl; Doğadan kalma bu göl Armut ağaçlarının arasına yapıldığından bu adı almıştır. Bağlama Gölü; Solak mahallesinin kuzey-batısında bulunan Bağlama Gölü Armutlu Gölü gibi su ihtiyacını gidermiştir yıllar buyu. Uzun Gölcük; Köyün batısındadır. Oban başından başlayan bütün yakalardan gelen taşkın sular Uzun Gölcükte sakinleşir. Pınar Gölcüğü; Eneviz pınarına çok yakındır. Adını, yanındaki pınardan almıştır. Çeşme kulağı Gölü; Çok eskiden kalmadır. Domuz Gölcüğü; Balkorusu ile Karagölcük arasında bulunur.

COĞRAFİ DURUM :  
Şumnu-Silistre karayolu güneyden kuzey-doğuya doğru giden yol köyün tam ortasından geçmektedir. Emberler Köyü 22300 dekar bir alanı kaplamaktadır. bunun yaklaşık 19000 dekarı işlenir arazi, 2800 dekarı orman ve küçük korular, 500 dekar kadar da mera olarak kullanılmaktadır.

Gazi ve Şehitlrimiz :
Balkan Savaşında yer alan Çolak Abdurrahman, Çolak Osman; I.Dünya Savaşında yer alanlar: Nurullah Osmanhocaoğlu, Deliisinlerin Rahimaga. Çanakkale Savaşına gönüllü giden Kurt İsmail ve daha niceler.

İKLİM :  
Bulgaristan'ın Tuna nehri ile Kocabalkan arasında bulunan bölgesinde mutedil (karasal) iklim hakimdir. Tuna ovasında bulunan Deliorman bölgesinde de genelde yazın sıcak kışın soğuk olan bir iklim mevcuttur.

NÜFUS :
 

Köy,resmi kayıtları bulunmasada 1490-1500 yıllarında Konya Karaman'dan göç eden Gedik'ler sülalesi tarafından kurulduğuna dair rivayetler bulunmaktadır.Daha sonra 1540'lı yıllarda Anadolu'dan göç eden Tanrıdağ Yörüklerinden Enbiyalar cemaatinden Nebi Sakal,Nebi Solak ve Nebi İskender'in sülaleri bu köye yerleşir ve köyün adı Enbiyalar olarak kayıtlara geçmeye başlar.İstanbul Kütüphanesi Arşiv kayıtlarına göre 1530-1545 yılları arasında köyün ismi Köse Musalar karyesi olarak geçmektedir fakat 1575 yılından sonra Enbiyalar karyesi (köyü ) olarak değişmiştir.

Bölgedeki nüfus hareketleri incelendiğinde görülüyor ki Anadolu' dan Deliorman' a ilk yerleşmeler 15. asrın sonlarında başlıyor. Köse Musa' nın karye olarak zikredilmesi köyün daha önceden kurulduğunu gösteriyor. Bölgede yeni kurulan köyler mezra olarak kaydedilmiştir. Mesela Mahmuzlu Kuyusu mezradır. Bu dönemde bölgede şu köyler vardır; Şarvı, Köklüce, Senebirlik ve Mahmuzlu mezrasıdır. Çevredeki diğer köyler daha sonra kurulmuştur. Mesela Bozcalar büyük bir olasılıkla 1570 lerde kurulmuştur, çünkü 1573/74 yılındaki celepler listesinde köyün muhtemel kurucusu Yusuf Bozca hala hayattadır ve celep olarak görülmektedir.

1543 ve 1585 yıllarında bölgeye yoğun bir Yörük akımı vardır ve Tanrı Dağı, Naldöken ve Kocacık Yörüklerinin buralara yerleştiklerini gösterir belgeler vardır. Kocacık Yörüklerinin yerleştiği yerleri gösteren haritada Enbiyaların ismi vardır.

Çok ilginçtir, 1543 yılında, Yörük yerleşmelerinden 12 yıl sonraki 1555 tahririnde Köse Musa köyünün adı hem Köse Musa hem de Enbiyalar olarak anılmaktadır. 382 numaralı belgenin 521. sayfasında bu açıkça görülmektedir. Daha sonraki belgelerde 1573/74 celepler listesinde Köse Musa adı yok oluyor ve yalnızca Enbiyalar adı kalıyor. Bu da bize buralara çok büyük bir Yörük kitlesinin yerleştiğini gösteriyor. Nitekim Cevdet Türkay' ın kitabında, Enbiyalar cemaatinin Yörükan taifesinden olduğunu ve Şumnu kazasına yerleştiğini yazmaktadır. Bu cemaat epey büyük olmalı ki 1840 yılında yapılan sayımda ve hazırlanan vergi defterinde önümüze üç tane Enbiyalar çıkıyor. Yani bu cemaat kabına sığmıyor ve taşarak üç yeni köy oluşturuyor. İlk kapsamlı sayım da o yıl yapılıyor. Buna göre 1840 yılında;

Enbiya Solak - 36 hane x 5 kişi = 180 kişi, Enbiya İskender ? 43 hane x 5 kişi = 215 kişi, Enbiya Sakal ? 32 hane x 5 kişi = 160 kişi.

Ortalama bir hanede 5 kişi olduğu varsayılırsa (ki bu yöntem çoğu araştırmacılar tarafından kullanılıyor) köylerin nüfusu kolayca tahmin edilebilir.

1954 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Kliment ve Gorazd birleştirilmiş ve yalnızca Kliment kalmıştır.
Mart 2001 yılı sayımına göre nüfus 

Toplam Nüfuz Bulgar Türk Tatar Müslüman   Çingene Müslüman Pomak
1074 13 886 - 100 75

 

Enbeler Köyü miladı 1530 Hicri 937 yıllarında Müslüman Türkler tarafından kurulmuştur. Buna bağlı olarak çeşitli yerlerden gelen insanlar tarafından nüfuzu oluşturmuşlardır. Çoğunluğunu Müslüman Türkler oluşturmaktadır. 1989 Göçünden sonra köy nüfusu yarıdan da aşağı düşmüştür.

EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT:
Deliorman'da esas geçim kaynağı olan toprağın işlenmesi yanı sıra, alınan ürünlerin değerlendirilmesi de yer alır. Çiftçilik, hayvancılık, tarım ve kooperatifçilik köy ekonomisi için önem taşır.
Bölgenin ormanlık ve bol meralı olmasından dolayı Yörüklerin buralara yoğun bir biçimde yerleştiklerini biliyoruz. Anadolu' dan gelen bu yeni yerleşimciler, bol suyu ve verimli toprakları olan ırmak kenarlarını seçmemişlerledir, çünkü ziraat ile değil yalnız hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Bunun için onlara en uygun olan yerler bol ormanlı ve geniş meralı yerlerdir. Buralarda hiç yabancılık çekmemişler ve tam aradıklarını bulmuşlardır. Bazı kaynaklarda Osmanlının başkentinin ve Topkapı? nın buğday ihtiyacının büyük bir kısmını Dobruca' dan karşıladığını bildiriyorlar. Et ihtiyacı ise genellikler koyun eti olduğundan, toplanan canlı hayvanlar celepler vasıtası ile gemilere yüklenip gönderiliyormuş. Osmanlı belgelerinde 16. yüzyılda koyunculuğun ve celepkeşanlığın Deliorman bölgesinde çok yaygın olduğu görülmektedir. Bu durum da bize insanlarımızın geçimlerini büyük ölçüde hayvancılıktan ve daha doğrusu koyunculuktan sağladıklarını göstermektedir. 1573/74 yıllarındaki bölgedeki celeplere ait listede Enbiyalar' dan da üç tane celbin olduğunu görüyoruz. Yörüklerin konargöçer hayat yaşadıklarını biliyoruz. Bunlar yerleşik hayata geçişten sonra bile sınırlı ziraat yapmaktadırlar. Daha önce yoğun olarak koyunculukla uğraşan aileler, tarla sürümü için bir çift öküz, bir tane sağılır inek ve danalarına bakmak zorunda hissediyorlar. Ayrıca ulaşımda kullanılmak üzere ortalama her ailede bir tane de at bulunmaktadır. Bunun yanında koyunculuk ta devam etmektedir. Tarım ilkel bir biçimde yapılmaktadır. Tohum saçılarak ekilmekte, orakla biçilip harmanda düvenle dövülüp, tınazı atılır ve özel olarak tahtadan yapılan ambarlarda muhafaza edilmektedir. Varlıklı ailelerde bu ambarların önünde el kayaları bulunurdu. Taş dibeklerde dövülerek aşurelik elde edilir, kara kayalarda ise bulgur ve un hazırlanırdı. Giderek artan ihtiyaçları karşılamak üzere zamanla yel değirmenleri kurulmuştur. Enbiyalar' ın adeta sembolü haline gelen bu yel değirmenlerinin sayısı 7?8 e kadar ulaşmıştır. Bunlar yalnız kendi köyünün ihtiyaçlarını değil, komşu köylerin de ihtiyaçlarını karşılamışlardır. 1930 larda ise modern sayılan ateş değirmeni devreye girmiştir. İlk yıllarda odunla çalışan buhar makinesi daha sonra yerini elektriğe bırakmış ve ateş değirmeni faaliyetini bugün dahi sürdürmektedir.

Bir zamanlar yaklaşık 2.000 dekar tarlası ve 22.000 dekar orman ve merası olan Enbiyalar' ın bugün 19.000 dekar tarlası ve yalnız 2.000 dekar merası kalmıştır. Ormanlar ise yok denecek kadar azalmıştır. 1953 yılında kurulan tarım kooperatifi 1990 lardan sonra dağılmıştır.

Eğitim dini olarak ilkten evlerde başlamış, daha sonra cami odalarında devam etmiştir. İlk resmi ilkokul 1913 yılında Solak Enbiya da açılmıştır.Bu dönemde aynı zaman içeresinde Emberlerden birçok kişi Türkiye Cumhuriyetinde Yüksek Dini tahsil görmüşlerdir ? Sağır İsmaillerin Halil Hoca, Osman Gedik, Hacı Salihlerin İbrahim Hoca,Cinlerden Cemal Hoca, Bilalların Ömer oğlu Bilal Hoca,Hafız Osman,Hacı Musaların Hafız Mehmet.Emberlerde Eğitim ihtiyacı giderek arttığı için Solak caminin odaları genişletilerek okula dönüştürülmüştür ve eğitime uzun yıllar hizmet vermiştir. Daha sonra yeni iki dershaneli koca mektep 1925?27 yıllarında yapılmıştır. Bu dönemde Şumnu'da Nüvvab Okulunu bitirenler-Naim oğlu Hacı Raim,Farhatağaların Ahmet oğlu İsmail,Hatiplerin Şevket Hoca,Şabanağaların Mustafa oğlu Mehmet Hoca,İslamların Halit hoca,Balcıların Rufi Hoca,Karaismaillerin Rafi Hoca, Hacı Yahyaların Murat Hoca. 1949?52 yıllarında köylünün elbirliği ile yaptırdığı rüştiye ise 50 yıl hizmet verdikten sonra yıktırılmıştır. 1983 te başlanan yeni okul ise ancak 1992 yılında tamamlanabilmiştir. Günümüzde Emberler kökenli olup ve Lisan üstü eğitim görenlerden bazıları ? Prof.Dr.İdriz Kovancı,Prof.Dr.İbrahim Demir, Prof.Dr.Salih Fadıl,Prof Dr.Suat Gedik, Rrof.Dr Fahrettin Kovancı ve vs...

Okuma evi 1936 yılında faaliyete geçmiştir. Kurucuları arasında Hasan Şerif (Hasanko) önemli bir yer almıştır. Okuma evi yöneticisi olarak en çok görevde kalan kişi ise İbrahim İsmail (Gürses) olmuştur. Faaliyette olan ve yaklaşık 11.000 cilt kitabı bulunan okuma evi binası 1959 yılında yapılmıştır.

Köyde halen ibadete açık olan üç tane cami bulunmaktadır. Kuruluş tarihleri bilinmemekle beraber, aralarında en eskisi Solak camiidir. Tamamen ahşaptan yapılmış olan caminin en az 250 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.Emberlerin gelmiş-geçmiş imamları ? Hacı Eminlerin Hacı Emin, Manavların Hatip İbrahim, Hatipsalihlerin Hafız İbrahim,Hacı Salihlerin İbrahim Hoca,Kuşaksız Süleyman Hoca,Hacı Musaların Cemal Gedik Hoca,Manavların İbrahim Hoca,Piredenlerin İbrahim Pireden,Cinlerin Cemal Hoca, Şabanağaların Mehmet Hoca,Pehlivanların Halit Hoca, Hacı Salihlerin Hafız Lütfü, Yalamıların Tahsin Hoca, Çolakların İbrahim Gürses...

Zanaat, insanın maddeye dayanan ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan,öğrenimle birlikte tecrube ve ustalık gerektiren bir iştir.Hayatın, ayrı-ayrı alanlarında doğan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yeni,yeni zaanatlar edilmiştir.Bu açıdan bakıldığında inşaat, marangozculuk, demircilik ,saraççılık ve daha sonra çeşmecilik zanaatları çok eskilere dayansalarda günümüzde önemini korumaktadırlar.Emberler'den çıkan ünlü zanaatçılar,ustalar ve sanatçılar: Pireden Eşref ? inşaat ustası ,marangoz Pireden İbrahim- inşaat ustası,marangoz (1898-1980) Recepağaların Emin Usta - inşaat ustası, marangoz Karaömerlerin Hasan usta- (189..-1980) Yakupağaların Rafi usta Karaismaillerin Salim usta (1911-2004) Manavların İzzet usta Piredenlerin Mustafa ve İdris kardeşler Manavların Necip Usta ( 1931 yılında Türkiye/Adapazarına göç eder) Çolakların Abdurahman Usta Eminlerin Hasan Usta ?Fıçı Ustası Karaömerlerin İbrahim Usta ?Fıçı ve marangoz ustası (1922-2002) Karaömerlerin Halit Gedik Usta? Fıçı ve Marangoz Ustası (1926 ? 2001) Yalamıların Nuri Usta - Fıçı Ustası (19.... ? 1991) Halil Hocanın Ahmet Usta ? Demirci ve Marangoz ustası Hacayvatların Hüseyin Usta Çıtakların Mustafa Usta Deli Hüseyinlerin Hüseyin Osmanağaların Recep Usta Halil Hocaların Müzekkar (19..-2002) Halil Hocaların Halil Karaömerlerin Hikmet Gedik Usta Şabanağaların İsmail aga? Çeşmeci Sakallıların Ahmet Usta ? Demirci ustası Bahçeli Halil Usta ? Demirci ustası Mıstıkların Salih Usta (1922-1986) ? Demirci ustası Yakupağaların Zahit Saraç Dobrucalı Celil Saraç Kırpaç Hamitin oğlu Uruç - Fotoğtafçı Tatar Hüsnünün oğlu Rahmi - Fotorafçı Hikmet Efraim - Ressam

Sağlık Ocağı 1956 yılında hizmete açılmıştır. Uzun yıllar köyümüze ve çevre köylere hizmet vermiş ve hala vermektedir.Emberler kökenli doktorlarımız ? Haşım Hocanın Fatma Aydın, Deli Hüseyinlerin Rahim Hocanın Hülya.

Spor faaliyetlerinden at yarışları ile güreşin uzun geçmişi vardır. Eskiden sünnet düğünlerinde düzenlenen bu yarışlar, daha sonra belli bir düzen dahilinde, yılın belli bir gününde düzenlenmeye başlamıştır. Halk arasında bu güne ?Hükümet Düğünü? de denilmektedir. Bu müsabakalara Deliorman'ın ünlü pehlivanları ve yarış atları davet edilir ve kalabalık bir seyirci kitlesi tarafından izlenilmektedir. Tarihe damgasını vuran Pehlivanlardan biride Emberleli Hacı Ahmetler sülalesinden Koca Mustafa'dır.1910-1925 yılları arasında Delioman'ın baş pehlivanları arasında ün yapan Koca Mustafa, gerek Türkiye'de gerekse Avrupa'da büyük başarılar göstermiştir.Pehlivan Koca Mustafa 1951 yılında Türkiye'ye göç eder ve Tekirdağ/Şarköye yerleşir ve hayatının son yıllarını burada geçirir.1962 yılında vefat eder. At yetiştiriciliği ve yarışı konusunda Emberler köyünden tarihe damgasını vuran Balcılar sülalesinden Bilal oğlu Salih efendi olur (1929-2006).

İlk amatör futbol takımı 1955?56 yıllarında kurulmuştur. 1965 yılında ise futbol sahası yeniden düzenlenmiş ve stadyum yapılmıştır. Emberler futbol takımı ?Mılniya? 1965-1980 yılları arasında İl A grubunda yarışmış ve birinci yerlere yükselmiştir.Emberlerin ünlü futbolcuları - Murtaza oğlu İbrahim Yıldırm, Hacı Eminlerin Hılmi ve Fikret kardeşler,Celil oğlu Nazif,İbrahim oğlu Nuri, Balcı Ahmet oğlu Vejdi, Jelazko Stoev, İdriz oğlu Rahmi, Cinlerin Kazım oğlu Abidin,Şerif oğlu Salih, Şaip oğlu Ferhan, Rufi hocanın oğlu Sinan, vs...

Enbiyalar' ın her alanda çevre köylerle yoğun bir iletişim içinde olduğu görülüyor. Bu sporda olduğu gibi ticarette de böyledir. 1946 yılında kurulan pazara rağbet büyüktür. Çevre köylerden de ziyaretçilerin geldiği pazara halkımız ?panayır? demektedir ve her hafta Çarşamba günü kurulmaktadır. Pazarda bir taraftan halkın ihtiyaçları olan gıda maddeleri, tarım aletleri, iplik, yün vs. sunuluyor, diğer taraftan da hayvan pazarında alıcılar ve satıcılar arasında sıkı pazarlıklar yapılıyor.

Bir zamanlar Enbiyalar darısı ile meşhurmuş. Daha sonra yel değirmenleriyle, ateş değirmeniyle, yağ fabrikasıyla,foto studyosuyla,yün tarama makinalarıyla,marangos ustalarıya, buğday ve ekmeği ile meşhur olmuş ama onu diğerlerinden farklı kılan insanlarının alçak gönüllülüğü, yardımseverliği ve misafirperverliğidir. Bakın Şumnu Nüvvap hocalarından Şeyh Efendi Enbiyalar için ne diyor; ?Köyde 24 saat açık 90 tane misafir odası gelecek olan misafirleri ağırlamak üzere hazır vaziyette bekletilmektedir.? Umarız bu böyle devam eder ve bundan sonra da köylü gelen misafirlerini güler yüzle karşılar, cömertçe ağırlar ve tatlı dille uğurlar.


Bağlarımızda Yetişen Meyvelerimiz :
Dut, Kiraz, Vişne, Erik, Kayısı, Şeftali, Elma, Armut,  Üzüm, Ayva, Ceviz, Muşmula,Kızılcık v.b.

Sebzelerimiz :
Domates, Biber, Kabak, Fasulye, Patates, Kavun, Karpuz, Ekin, Arpa, Mısır,Pancar v.b.   

Mahallelerimiz :
Cami Mahallesi
Solak Mahalle
Aşağı Mahallesi
Koru Mahalle 

MİMARİ :
Emberler köyüne girildiğinde başlayan ve geniş bir yoldan devam eden köyümüzde, sokaklar yer yer dar ve yer yer de geniştir.  Köyün altında  bağlar bulunur.
Başlıca geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılığa dayalı olması, ataerkil bir aile yapısının benimsenmesi köyümüz mimarisinin bu kriterler üzerine gelişmesine sebep olmuştur. Halen kullanılmakta olan eski yapılar ; etrafı çakıl taşıyla örülmüş duvarla çevrili geniş bir avlu, avluya açılan ve öküz arabası veya traktörün rahatça girmesini sağlayan geniş ve iki kanatlı ahşap bir kapı; bazı tarım aletlerinin, patates, soğan, kavun, karpuz, üzüm gibi çeşitli meyvelerin ve hayvanların kışlık yiyeceklerinin saklandığı samanlık, barınmalarını sağlayan dam, kümes, çeşme, bir yada iki katlı ahşap evden oluşmaktadır.
Duvarlar zeminden itibaren 1.kata kadar kesme taş, taşıyıcı kolonlar oklan, zemin ve tavan tahta, duvar 1.kattan çatıya kadar kerpiç veya tuğla ile örülüdür. Birinci katı bir aşevi, bir veya iki oda, kiler, meyve ve kurutulmuş sebzelerin saklandığı tavan, süt ve yoğurtların saklandığı tel kapaklı raf, genişçe bir çardak. Odalarda ocak, sergen, yüklük, iki yada üç raflı ve  dolap, almazlık, idare lambası için raf ve sedir bulunmaktadır. İkinci kat yeni evlenen evin oğluna ayrılmıştır. Genelde bir oda ve seki'den oluşur. Evlerin çatısı toprak dambaş veya kiremit'tir. 

Köyümüzde son 30 yıldır yapılan binalar ise genellikle modern betonarme yapılardan oluşmaktadır. Bunun başlıca sebepleri ; artan refah seviyesi, kültürel değişim, azda olsa nitelikli göçün köye doğru akması, dışarıda yaşayan hemşerilerimizin içinde bulunduğu yerin mimari tarzını benimsemiş olmaları ve bunu da yaptıkları binalara yansıtmalarıdır.  

KÜLTÜREL YAPI :
Okuma oranı oldukça yüksektir. Dışarıya nitelikli göç verme bakımından Türkiye'de önde gelen köylerden biri sayılır. Çiftçiliğin getirisinin yüksek olduğu dönemlerde çocukların tahsile yönlendirilmeleri, teşvik edilmeleri ve çeşitli metotlarla zorlanmaları oldukça anlamlıdır.

EĞİTİM :   
Çok eski yıllarda eğitim, evlerde daha sonra ise mahalle mektepleri olarak bilinen cami odalarında yapılırdı. Dini temele dayanan bu eğitim ve öğretim, Osmanlıca olarak bilinen Arap alfabesiyle devam etmiştir. 1913 yılında Solak Mahalle iptidaiye mektebi (ilkokul) açılınca düzenli eğitim ve öğretim başlamıştır. 1920-25 yıllarında eğitimde din derslerinin yanı sıra tarih, coğrafya, hesap ve hendese (matematik ve geometri) talim (beden eğitimi) ve resim dersleri öğretilmeye başlamıştır. Kocamektep diye bilinen Keleşovasındaki iki odalı okul 1925-29 yılları arasında yapılmıştır. 1948-52 yıllarında köylünün kendi katkısıyla rüştiye (orta okul) binası yapılmıştır. Ortaokulun açılmasıyla eğitim ilköğretim (rüştiye) 7. sınıfa kadar olup 1966 yılında 8.sınıfa çıkarılmıştır. 1958-59 yıllarında köyümüzün merkezine okuma evi (çitalişte) binası, her türlü sosyal faaliyetlerin çalışmalarına geniş imkanlar sağlamıştır.

CAMİLERİMİZ :
Köyümümüze ait ilk cami "Yanık camii" olarak rivayet ediliyor. Bu camii Hasıllar yolu boyunda sürülmüş olan mezarlığın başında bulunuyormuş.Embiya İskender, Embiya Solak ve Embiya Sakal olarak kurulan üç köyün ilk camisi imiş. Rus - Türk Harplerinde 1828 - 1829 düşman askerleri tarafından yakılmış. Adına da "Yanık Cami" denmesi buradan ileri gelir.

"Koru Mahalle Camii" Günümüze kadar gelen bir ibadet yeridir. Koru mahallesinde bulunuır. Yapılış tarihi bilinmemektedir.

"Solak Mahalle Camii"  Yanık Camiden sonra yapıldığı zannediliyor.

Enbeler'de bir mescit vardır o da aşağı mahalledededir. Kuruluşu belki pek eskilere dayanıyor.Kerimağların Hacı İbrahim Usta (1922)  "benim çocukluğumda o mescit vardı". Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

 
www.enbeler.com

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it

  Ziyaretçi Sayısı
 counter in iweb